Kürtçenin yasaklı olduğu doksanlı yıllar. Bursa’nın yoksul mahallelerinden Yavuz Selim’de, sokak arasında bir düğün. Kürtçe nağmeler eşliğinde insanlar halaya durmuş. Orkestra kalabalık ama şarkı söyleyen sanatçı ortalarda yok. Sokağa bakan bir evin girişinde, tül perdenin arkasında, elinde mikrofon Kürtçeye ses veren kişi Hasan Baykara.

Polisler yüzünü tanımasın, baskın olduğunda da evin arka kapısından rahatça kaçabilsin diye şarkılarını evin içinden, perdenin arkasından okuyor.

Polisler her zamanki gibi düğünü basıyor, Hasan Baykara da evin arka kapısından kaçıyor.

Müzik, aşk, kahkaha, kaçış, mücadele dolu bir hayat Hasan Abi’ninki.

Aslen Siirtli ama 1974 yılında Van’da doğmuş, gençliğini Bursa’da geçirmiş. “Mihme Bedia” diye hitap ettiği Bedia Abla ile 1992'de evlenmiş, daha sonra da Alanya’ya yerleşmiş. Medya, Beritan, Ömer, Barış adlarında dört çocuğu var. İşinin ehli bir mermer ustası.

Mihme, Muhammed demek Siirt yöresinde. Müslümanlar için sevgililer sevgilisi Muhammed. İsimlerin başına eklenince saygınlık kazandıran, sevgi ile okunan, isimlerin en kıymetlisi Muhammed. Sevgilisine, yirmi üç yıllık hayat arkadaşına böyle seslenirmiş Hasan Abi.

Bedia Abla ise ona ismiyle hitap edermiş. “Bizim Kürtlerde, kadınlar kocalarına ismiyle hitap etmez. Ayıp karşılanır. Bu sülalede ilk defa ben kocama ismiyle hitap ettim. Yalnızca Hasan dedim. O benim kocamdı evet ama aynı zamanda babamdı, kardeşimdi, evladımdı, arkadaşımdı.”

Bedia Abla söze devam ediyor: “On sekizindeydim. Teyzemin kocasıyla bizim eve geldiler. Tabii, ben o zamanlar asiydim, havalardaydım. Kimseye yüz vermezdim. Odaya girdim 'hoş geldiniz' dedim çıktım. Sonra kardeşim Hanife’ye ‘Bak, sana hayırlı bir kısmet gelmiş’ dedim. İlk gördüğümde etkilenmemiştim.”

Sonrasında ev ziyaretleri artacak, birbirlerini tanıyacaklar ve âşık olup evleneceklerdi. Düğünleri de aile geleneklerinden farklı olacaktı. Hasan Abi’nin ailesinde ilk defa kadınlarla erkekler beraber düğün yapacaktı.

Uzun süre asker kaçağıydı, Kürt siyasetinde aktifti ve yasağa rağmen Kürtçe müzik tutkusundan vazgeçmiyordu; bu yüzden hep tedirgin yaşayacaktı. Bazen işyerine giderken polislerle karşılaşmamak için otobüse bile binmez, iki saatlik yolu arka ve boş sokaklardan yürüyerek gidermiş. Polis otobüsleri durdurup arama yaptığı zamanlarda ise çocukları kucaklarına alır, uyuma numarası yaparlarmış. Kiraladıkları tüm evlerin iki girişi varmış. Polis bastığında evin diğer girişinden rahatça kaçabilsinler diye.

Bedia Abla gülümseyerek başlıyor anlatmaya: “Bir gün beyaz bir Toros geldi kapının önüne. Hasan, polis geldi diye panikledi. Hemen evin diğer kapısından kaçtı. Sonra baktım ki polisler komşu eve baskın için gelmişler. Hasan birkaç gün gelmedi. Baskının da komşuya olduğunu çok sonra öğrendi.”

Sürekli arandığı için Medya ve Beritan’ın nüfusunu üstüne alamamış Hasan Abi. Bu durumu şöyle anlatıyor Medya: “İlkokul birinci sınıfa gidiyordum. Kimlikte babam ve annem olarak büyükbabam ve büyükannem görünüyor tabii. Bir gün okula babam geldi. Öğretmene Medya’nın abisiyim diye tanıtmış kendini. Sınıfa girdiler beraber. Görünce heyecanlandım. Baba diye çığlık attım. Öğretmen şaşırdı. Şüphelendi. Babamın açıklaması hazırdı: ‘Hem abilik hem babalık yapıyorum Medya’ya.’ Öğretmen ikna olmadı ama durumu geçiştirmiştik.”

Yıllar sonra, ancak 2011 yılında kızlarının resmî babası olacaktı. Medya üniversiteyi kazanınca dava açıp nüfusuna almıştı çocuklarını.

Polislerden kaçmakta ustalaşan Hasan Abi’nin şansı her zaman yaver gitmemiş. Bir baskında, polisler arka kapıyı da tutunca gözaltına alınmış, sonrası cezaevi günleri. Tokat Zile’de üç buçuk ay hapis. "Rahşan affı" ile gelen özgürlük.

Özgür kalmasının hemen sonrasında askerlik günleri başlamış. Çok zulüm görmüş askerde. Dava dosyalarını gören amirleri önce sürgün etmişler Edirne’ye, sonrasında cezalar, zor görevler.

Askerlik sonrası Alanya’ya yerleşmiş Baykara ailesi. Hemen sonra da iş kazası geçirmiş Hasan Abi. Sağ gözünü kaybetmiş, protez göz kullanmış. Ameliyat sonrası söylediği ilk söz “Beni bu halimle de seviyor musun Mihme Bedia” olmuş.

Hasan Abi’nin hayatı, ailesine düşkünlüğü, Kürt özgürlük mücadelesine bağlılığı ve müzik tutkusuyla geçmiş.

Çocukluğundan itibaren düğünlerde şarkılar söylemiş.Ona Küçük Hasan derlermiş, Küçük Emrah’a nazire edercesine. Çocukken Kürtçe bilmezmiş. Kürtçeyi şarkılarla, müzikle öğrenmiş. Bedia Abla söze giriyor, “Küçükken Türk düğünlerinde, büyüyünce Kürt düğünlerinde şarkılar okudu. Kürtçeyi de şarkı okuyarak öğrendi.”

Kürt müziğine tutkusu arttıkça dengbêj müziğini tanımış, tutulmuş dengbêj geleneğine. Êyşe Şan, Şivan Perwer en sevdiği sanatçılar; "Le Qamişlo," "Ogit," "Sevgi Güzellik İster" şarkıları ise en çok dinledikleri. Evden müzik, kahkaha eksik olmazmış. Araya giriyor Medya: “Elektrikler kesilince bize bayram olurdu. Hemen şarkı söyleme başlardık. Bir gün yine elektrikler kesik, mutfakta şarkı söylüyoruz. Birden karşı binadan saz sesleri duymaya başladık. Karşı binadaki komşu balkonundan bize eşlik ediyordu. Biz mutfak balkonundan söyledik, karşı balkondan da saz bize eşlik etti.”

Yıllar sonra müzik ile ilgili hayallerini gerçekleştirecekti Hasan Abi. Çocukları Medya ve Ömer ile birlikte Grup Hîvda’yı kuracak, Alanya Newroz’unda sahne alacaklar, sonrasında da Antalya Newroz kutlamalarında onbinlerce kişiye şarkı söyleyeceklerdi. Hîvda “Ay doğumu” demek Kürtçe.

Medya devam ediyor söze: “Bir gün Newroz’da çık diye babama teklif geldi. En başta ben çıkmak istemedim. Sonra babamın ısrarı ile kabul ettim. Alanya Newroz’unda sahneye çıktık. Herkes çok beğendi. Antalya Newroz komitesi bunun üzerine bize 'Antalya’ya da çıkın' dedi. Alanya’da Newroz’a en fazla beş, altı bin insan katılır. Antalya’da ise onbinler. Çok heyecanlandık ama sahneye çıktık işte. Bütün meydan coştu. Hatta İstanbul’dan gelen gruplar 'kim bunlar' diye sormuşlar. ‘Yeter artık sahneden insinler’ demişler..”

Sözü Ömer alıyor: “Yazın turizm sezonu olduğu için çok çalışıyoruz. Kışın boştuk. Biz de grubu o dönemde kurduk. Antalya Newroz’undan sonra ünlü olduk. O kadar iyi okuduk ki şarkıları, Antalya Mezopotamya Kültür Merkezi bizi çağırdı görüşmek için. Düğünlerin vazgeçilmezi olmuştuk. Sonra babama ‘Bırak mermerciliği müzikle devam edelim hayatımıza’ dedim. Hayallerimiz vardı. Onu da yok ettiler.”

Hayatı boyunca Kürtleri ve Kürtçeyi hep mesele yapmış, mücadele etmiş, bedel ödemiş Hasan Abi. Bedia Abla lafı alıyor: “Hasan politikti. On sekizimde tanıdım, öyleydi. Ölene kadar da öyle oldu. Ben daha farklıydım. O hep olgundu. Hep farkındaydı dünyanın.”

Hem Bedia Abla’nın, hem de Hasan Abi’nin abisi dağda, PKK saflarında hayatlarını kaybetmiş. Acıları, kederleri ortak.

Baykara Ailesi

Bedia Abla anlatıyor: “Geçen yıl Hasan’ın abisinin gerillada hayatını kaybettiğini öğrendik. Hasan yıllardır bu haberi bekliyordu. Hazırlıklıydı. Bir akşam Kürt TV kanallarında gezinirken resmi yayınlandı. Şehit olmuş diye. Öyle öğrendik. Aslında yıllar önce hayatını kaybetmiş, yeni açıklanıyordu. Bursa’ya gittik, gıyabında taziye çadırı kurduk.”

Bedia Abla’nın kardeşi de 1991 yılında aynı şekilde hayatını kaybetmişti. Yıllar sonra Mersin’e, Bedia Abla’nın kardeşinin mezarına beraber gitmişler. Hasan Abi, mezar taşlarını temizlemiş, mezarı sulamış. Bedia Abla’ya dönüp “Biz kardeşlerimize layık olacak mıyız” diye sormuş.

2001 yılında Alanya’da ilk kez bir Kürt partisi ilçe binası açmış. Hasan Abi de o dönemki adı DEHAP olan partinin kuruluş çalışmalarında yer almış. Artık vaktinin çoğunu parti çalışmalarında geçiyormuş. Kürt partileri arka arkaya kapatıldıkça, Hasan Abi de yeni kurulan partilerin çalışmalarına çok daha fazla azimle katılıyormuş. İçine en çok sinen parti HDP olmuş. Türkiye solu ile Kürtlerin bir araya gelmesini çok önemsermiş.

Özgürlük mücadelesi bir yana; Hasan Abi’nin müziğe tutkusunu aşan tek şey ailesine olan bağlılığı, sevgisiymiş. Eve sürekli çiçeklerle gelirmiş. Bedia Abla zarif bir gülümse ve ıslak gözlerle anlatıyor: “Mezarlığa her gittiğinde çiçek koparır getirirdi. Eve çiçekle geldiğinde ‘Hasan, bugün yine kime mezar yaptın’ diye takılırdım.”

Hasan Abi’nin baldızı Dilek söze giriyor gülerek: “Bütün gençliğim bir gün evlenirsem Hasan enişte gibi bir kocam olsun diye dua ederek geçti. Evlendim ama maalesef zerre benzemedi.”

Bedia Abla’nın teyzesi Emine Tekin devam ediyor: “Affedersiniz, siz de kardeşim sayılırsınız, kaşımı aldığımda, bazen makyaj yaptığımda Hasan’a sorardım. Hasan olmuş mu diye. O kadar yakındık. Evladımdı. Yine bir ara kadınlarla oturuyorduk, Hasan da geldi. ‘Hasan otur, sen de bizdensin’ dedim. Hasan da gülerek ‘Bir erkekliğim kalmıştı onu da aldınız’ dedi.”

Ailenin kadınlarıyla 8 Mart kutlamalarına gider, onlar gibi mor giyinir, onları alanın dışından izlermiş.

Kızlarına özel bir düşkünlüğü varmış. Medya üniversiteyi kazanınca sevgisi, gururla harmanlanmış. Her ortamda, her yerde ilgili ilgisiz “Bu da benim kızım Medya, üniversite okuyor, öğrenci” dermiş.

Bu yüzden Medya’nın evlenme kararını babasından uzun süre gizlemişler, üzülür diye. Bedia Abla devam ediyor: “Bir gün arabadayız, eve dönüyoruz. Söylesem mi diye kıvranıyorum. Korktum, söylesem kaza yapacak diye. Araba durunca, ‘Hasan, sana bir şey söyleyeceğim’ dedim. Sözler ağzımda gevelendi önce. Sonra ‘Hasan, Medya ile Ahmet evlenecek’ dedim. Ağladı uzun süre, çok üzüldü.”

Hasan Abi Medya’nın evlilik kararına çok sonra alışacaktı. Düğünlerinde şarkıları sıkıcı bulacak, mikrofonu eline alıp misafirlere unutulmayacak bir gece yaşatacaktı.

Saatler sonra son çaylarımızı içip, müsaade istemeyi düşünürken Ömer girdi araya. “Müzik hocam gelecek birazdan buraya. Size bir şarkı okumak istiyoruz” dedi.

Emre hoca gitarı eline aldı, başladı çalmaya. Ömer, Barış, Bedia Abla, Hasan Abi’nin baldızı Dilek, yeğeni Raperin hep birlikte söylediler: “Ankara Garı’nda bir serçeyim ben/ Orada kaldı bedenim, uçamadım ben/ Eğilme sen, indirme başını, dik tut/ İnadına emek, inadına barış, inadına özgürlük, inadına aşk...”

Hasan Abi'nin çocukları, biricik Mihme Bedia’sı hanelerinden müziği, umudu, kahkahayı eksiltmemekte kararlıydı. Katliamı yapanlar yenilmişti.

Veysel Ok

24 Ocak 1984'te Diyarbakır'da doğdu. İstanbul Hukuk Fakültesi mezunu. Marmara Üniversitesi'nde Kamu Hukuku yüksek lisans öğrencisi. 2009'dan beri basın avukatlığı yapıyor. P24 Hukuk Birimi sorumlusu.